|
ÜSKÜDAR ve EMİN ONGAN ÜSKÜDAR MUSİKİ CEMİYETİ TARİHÇESİ EMİN ONGAN (1906 – 2.2.1985)
Edirne'de doğdu: Babası Cerrah Kolağası Ahmet Bey, annesi Çaplıoğlu zadelerden Zehra hanımdır. Edirne Sultanisi’ni bitirmiştir.
1936 yılında Tekel İdaresi’nde memuriyet hayatına başlamış ve 1951 de
idareden Muhasebe Tetkik Kısım Amiri olarak emekli olmuştur. 1930
yılında öğretmen Perihan Ongan ile evlendi. Tanju
adında bir oğlu olmuştur. Henüz 12 yaşında iken ağabeyi Nedim Ongan’ın kemanını gizlice çalmasıyla başlayan musiki
hayatı, ailesinin İstanbul Üsküdar’a yerleşmesi sonucu 1927 yılında o zamanki
adı Dar-ül Feyz-I Musiki
Cemiyeti olan Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne ilk musiki derslerini Mızıkalı Celâl
Bey’den aldı. Bestekar Ziya Bey’den makam, uskul ve
repertuar öğrendi. Hanende Arap Cemâl ve Edip Nazım Bey ile çalıştı. Toptaşı ilkokulunda müzik öğretmenliği yaptı. 1945’te
İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyetinde koro yöneticiliği ve keman
sanatkârı olarak çalışmaya başladı. İstanbul Radyosunda uzun yıllar görev
yaptı. Son olarak İ.T.Ü. Devlet Konservatuarı’nda öğretim üyesi olarak görev
yaptı.
Emin Ongan’ın hayatının en büyük kısmı bugün
onun ismini almış olan Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde geçmiştir. 50 yılı aşan bu
çalışmaları sonucu başkanı ve hocası olduğu cemiyet onun en büyük eseridir.
Tartışmasız yurdumuzda Türk Sanat Müziği alanında epsi
birbirinden değerli sanatçı ve müzik adamı yetiştiren hoca, Emin Ongandır. Hayattayken kendi öğrencilerinin çoğunun
Hocalığını ve yöneticiliğini görmek bahtiyarlığına erişerek Hocaların Hocası
olmuştur.
Emin Ongan’ın XX. Yüzyıl Türk Müziği
bestecileri arasında çok seçkin bir yeri vardır. Geleneksel kurallara bağlı fakat
kendine özgü ve değişik usluptaki bestelerinin
güzelliği tartışılamaz. Derin müzik bilgisi eserlerinin usûl, makam ve
melodik yapısında açıkça görülür. Hisli ve yumuşak bir uslubu
vardır. Günümüze 3 saz eseri ile 90 kadar şarkısı kalmıştır.
İstanbul şehri Doğu ile Batı
arasında bir köprü, bütün sanatçılara güzelliği ile ilham kaynağı olan başlıbaşına bir dünyadır. İstanbul’un Üsküdar’ı ise o
muhteşem tarihin kalbinde yatan ayrı bir cihandır. Tabiatın cömertçe
bahşettiği güzellikler diyarı İstanbul’umuzun muhteşem tarihinde başlıbaşına bir yeri olan, Edebiyat ve Müzik dünyasına
bir çok üstad yetiştiren, Türkve
İslam folklörüne sahip şirin Üsküdar’ımız ,
dünyanın en eski şehirlerinden biri olup M.Ö.6.Yüzyıldan beri bilinen ,
Romalıların, Bizanslıların, İranlıların, Arapların ve Haçlı ordularının geçtiği stratejik konumlu ve ticaret yolu üzerinde
kurulmuş bir şehirdir.
Üsküdar’ın eski adı, gün batarken bu semte güneşin son ışık
huzmelerinin vurduğu ve bu saatlerde semtin, altın yıldızlı ışıklar içinde
pırıl pırıl göründüğü için altın şehir anlamına
gelen HRISOPOLİS İDİ. Büyük kumandan Fatih Sultan Mehmet’in Bizansı fethi ile Bizans adı İstanbul, Hrısopolis adı ise Üsküdar olmuştur. Zamanın akışı
içerisinde çeşitli afetlere, yangınlara uğramış çilekeş Üsküdarımız,
Cumhuriyet devri ile birlikte toparlanmış, daha da büyüyerek güzelleşmiş ve
“Altın Şehir” ünvanını korumuştur.
Üsküdar, eski tarzdaki yapıları, bugün pek azı kalmış şirin yalıları,
iç kısımlarında hala yer yer rastlanan ünlü
yokuşları, sokakları, terbiyesi ve efendiliğiyle şöhret yapmış, halkı ve daha
bir çok güzellikleriyle güzel sanatların her dalına, tablolara, şiirlere,
şarkılara konu olmuştur.
Üsküdar denilince "Emin Ongan Üsküdar
Musiki Cemiyeti" akla gelir. Çünkü Cemiyetimiz bu şirin beldede doğmuş,
sesini duyurmuş ve büyümüştür.
1918 yılında I. Ordu Baş Müfettişi Miralay Hacı Reşit Bey’ in oğlu “
ATA Bey” tarafından “ Anadolu Musiki Cemiyeti” adı altında kurulmuş, 1919
yılında ise “ Darülfeyz-i Musiki Cemiyeti” adını
almış, 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte adı “Üsküdar Musiki
Cemiyeti” olarak değiştirilmiş ve varlığını 1934 yılına kadar sürdürmüştür.
Türlü imkansızlıklar nedeniyle çalışmalarını topluluğu oluşturan üyelerin
evlerinde devam ettirmiş, nihayet 1939 yılında “ Yeni Üsküdar Musiki
Cemiyeti” adını alarak hükmi şahsiyetine kavuşturulmuştur.
1927 yılında Cemiyete dahil olan Aziz Hocamız Emin Ongan
‘ ın Başkanlığı ve Hocalığında faaliyetlerine devam
etmiştir. Maddi zorluklar nedeniyle yıllarca kirada dolaşmış ve bünyesine
uygun yer bulmakta güçlük çeken Cemiyetimiz, 1967 yılında şimdiki binamızın
temelini atmıştır. 1968 yılında iç ve dış sıvaları yapılmamış, çatısı,
kapıları, pencereleri, sahnesi, salonu olmayan, ısıtması sobalarla yapılan,
kısmen aydınlatılabilen iki küçük odacığı ve bir dershanesi bulunan zemin
kata taşınmıştır.
Hocamızın bizlere gösterdiği istikamet doğrultusunda, Cemiyet
hizmetleri canla başla , uyumlu, kollektif bir
çalışma düzeni içinde yürütülerek, belli bir süre sonra üç dershanesi , idare
ve saz çalışması odaları, konser salonu, kaloriferi , suyu, elektriği mevcut,
öğrencilerine her zaman olduğu gibi itibar edilen ve aranılan bir musiki
yuvası olmuştur. Cemiyetimizin Musiki yanında en anlamlı meziyetlerinden biri
de Yönetim Kurulunun, Hocalarının, hizmet personelinin fahri çalışmalarıdır.
Cemiyet mensuplarının her biri hiçbir nam altında maddi menfaat gözetmeden ve
almadan , gönülden gelen vefa duygusuyla görevlerini ifa etmektedir. Dolayısıyla
bu örf, adet ve ananelerini koruyarak bu günlere gelen Cemiyetimiz Kamu
yararına bir kuruluştur. 20.05.1976 Tarih ve 7/12048 sayılı Bakanlar Kurulu
kararı ile kamu yararına çalışır bir dernek olduğu resmileşmiştir. 02. Şubat.
1985 tarihinde vefatına kadar bütün bir ömrünü Cemiyetimizin inkişafına
adamış müstesna insan Aziz Hocamız EMİN ONGAN’ ın
ismine izafeten 19. Ekim.1987 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında ana
tüzüğe sadık kalınmak şartı ile “ Üsküdar Musiki Cemiyeti” olan Cemiyetimizin
ismi “EMİN ONGAN ÜSKÜDAR MUSİKİ CEMİYETİ” olarak değiştirilmiştir.
Kuruluşundan bu güne kadar Cemiyetimizin yücelmesi için faaliyet
gösteren Hocalarımız, Kadıköylü udi Sami Bey , Mızıkalı Celal Bey, Selimiyeli
Bestenigar Hoca Ziya Bey, Prens Ali Rıfat Bey ( Çağatay ) ,Hafız Arap Cemal Bey ve
Hocaların Hocası Emin Ongan’ dır.
Değerli Hocalarımızın, sanatçılarımızın, bize hizmet veren ve bizden
yetişenlerden isim olarak unutulmuşlar olursa kusrumuzu
hafızalarımıza bağışlayınız. Kimlerdir ilk olarak bu çatıyı kuranlar
? Bu büyük hizmeti görenler kimlerdir ? Hangi birini bu satırlara
sığdırabiliriz? Kişilikleri , sanatları bakımından değil , isimlerini bile
sığdırmağa imkanımız yok.
Kanuni Ata Bey, Hafız Arap Cemal Hocalar yanında Ressam, Piyanist
Hikmet Hamdi, Udi Avukat Besim Şerif Üstünsöz, Ressam Kemani Binbaşı Cevat,
Tanburi Fuat, Gümrük komisyoncusu Kanuni Cevat , Tanburi Selahattin Pınar , Sıhhiye Vekaleti Müsteşarı Kemani Dr.
Ziya Erdoğru, Tanburi Neş’et, Kemani Ressam Naim, Tanburi Fahri Düngelen, Neyzen Burhanettin Ökte, Klarnet
İbrahim Beylerle, sesleriyle devirlerinde birer kıymet olan Hanende Dr. Hamit Hüsnü, Hanende Rüştü, Ayan Katibi Hanende Ethem Beyler akla gelebilen mümtaz simalardır. Yıllar
önce bile Türk kadını sanattan ve cemiyetten uzak kalmamıştır. Nitekim bu
konuda ilk hizmette bulunan hanımefendilerimizden Beykozlu Hadiye, piyanist Fulya, Kemani Enise
Can,Büyük Hikmet ve Hikmet Rıza hanımları şükranla anıyoruz. Üsküdar’da
Musiki ışığının hiç sönmeden yanmasını sağlayacak ateşin ilk tutuşturucuları
arasında olup hayatta kalanlar çok azdır. İkinci hizmet halkasını teşkil eden
Zeki Arif Ataergin, Necati Tokyay,
Zühtü Bardakoğlu, Kemal Ayzin, Ethem Cöner, Hafız İzzet Gerçeker,
Halil Can, Şükrü Tunar, Müzeyyen Senar gibi parlak yıldız olmuş isimlerden bile çok azı
bugünü görebilmiştir. Fakat bu saygıdeğer kişiler, büyüklerimiz, bizi
bugünlere hazırlayanlar, Cemiyet anlayışı, hizmet aşkı ve sanatlarıyla
ölmezliğe kavuşan bu sanatçılar daima yaşayacaklardır. |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |